Eğer öğretmenlik yapıyorsan, "PISA" kelimesini muhtemelen hep bir endişe havasında duymuşsundur — Türkiye'nin sıralamasının aşağılarda olduğu, karşılaştırmaların acı verici olduğu yıllar hafızalardaydı. 8 Eylül 2026'da açıklanan PISA 2025 sonuçları ise farklı bir tablo çiziyor. Rakamlara birlikte bakalım, ama alkışlamadan önce soruları da soralım.
PISA nedir, ne ölçüyor?
PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), OECD'nin üç yılda bir düzenlediği, 15 yaşındaki öğrencilerin fen bilimleri, okuma ve matematik becerilerini ölçen uluslararası bir sınav. 2025 uygulamasına bu kez
81 yerine 91 ülke katıldı; Türkiye'den ise 14 Nisan-16 Mayıs 2025 tarihlerinde, 12 bölgeden 56 ildeki 203 okuldan
7.702 öğrenci bilgisayar tabanlı sınava girdi (
MEB resmi duyurusu).
Rakamlar gerçekten çarpıcı
| Alan |
2022 Puanı / Sırası |
2025 Puanı / Sırası |
| Fen Bilimleri |
476 puan / OECD'de 29. |
494 puan / OECD'de 14. |
| Okuma |
456 puan / OECD'de 30. |
472 puan / OECD'de 13. |
| Matematik |
453 puan / OECD'de 32. |
462 puan / OECD'de 23. |
Türkiye, 2022'den 2025'e üç alanın
tamamında en fazla puan artışını gösteren OECD ülkesi oldu. Fen bilimlerinde (494 puan, OECD ortalaması 482) ve okumada (472 puan, OECD ortalaması 461) ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıktık; matematikte ise 462 puanla OECD ortalaması olan 463'e neredeyse eşitlendik.
Alkışlamadan önce sorulması gereken sorular
Bu yükseliş gerçek ve göz ardı edilecek gibi değil — ama bir öğretmen olarak rakamların arkasındaki hikayeyi de merak etmek önemli:
- Matematik hâlâ en zayıf alan: Diğer iki alanda ortalamayı geçerken, matematikte "yakalama" seviyesinde kaldık. Sınıf içi matematik öğretiminde neyin farklı yapılması gerektiği sorusu hâlâ güncelliğini koruyor.
- "En fazla yükselen ülke" bir düşük başlangıç noktasının da sonucu olabilir: 2022'de listenin alt sıralarında olmak, matematiksel olarak yükseliş için daha fazla "alan" bırakır. Bu, başarıyı küçültmüyor ama tek başına "artık zirvedeyiz" anlamına da gelmiyor — 14., 13. ve 23. sıralar hâlâ orta-üst düzey, birincilik değil.
- Bakanlığın kendi yorumu dikkatli okunmalı: MEB, yükselişi "2003'ten itibaren fırsat eşitliği adımlarının sonucu" olarak sunuyor, ama duyuruda bu iddiayı destekleyen spesifik bir politika/reform listesi yok. Nedensellik iddiası ile korelasyon arasındaki farkı öğrencilerine öğreten bir öğretmen olarak, bu genellemeyi sınıfında tartışma konusu bile yapabilirsin.
Sınıfın için ne anlama geliyor?
Bu haberi öğrencilerinle paylaşırken iki mesajı birden verebilirsin: (1) Türkiye'deki eğitim gerçekten iyileşme kaydediyor, bu motive edici bir gerçek — kendi çabalarının büyük resimde bir karşılığı var. (2) Ama bir istatistiği okurken sadece manşete değil, tabloya bakmak gerekiyor — "en çok yükselen" ile "en iyi" aynı şey değil. Bu ayrımı fark ettirmek, aslında PISA'nın ölçmeye çalıştığı okuryazarlık becerisinin ta kendisi.
Sonuç
PISA 2025 sonuçları, Türkiye eğitim sistemi için gerçek ve önemli bir ilerleme sinyali veriyor — özellikle fen ve okumada. Ama her iyi haberde olduğu gibi, burada da eleştirel okuma devreye girmeli: hangi alan hâlâ geride, hangi iddia veriyle, hangisi yorumla destekleniyor. Sınıfında bu haberi sadece "gurur duyalım" değil, "verinin arkasındaki hikayeyi okuyalım" dersine çevirmek, belki de PISA'nın kendisinden daha değerli bir kazanım.
Kaynak: T.C. Millî Eğitim Bakanlığı — Resmi Duyuru (2026)